Top Ad unit 728 × 90

Medeniyetin dinamikleri



Medeniyetin dinamikleri zaman, mekân ve nesiller arası aktarımı sağlayan bir mekanizmadır. Bu işleyişi sağlayan dinamikler medeniyetlerin zamanla genişlemesi, değişmesi, yok oluşu ya da tekrar ortaya çıkışını açıklar. Bu hareketlilik kavramın bir süreç olduğunu da anlatır.


Medeniyet kavramını ünlü Fransız tarihçi, Uygarlıkların Grameri ve Akdeniz kitaplarının yazarı Fernand Braudel (1993’ten akt. Ferguson, 2015: 22) şöyle tanımlar:
"Öncelikle bir mekân, bir kültürel alan, bir yer söz konusudur. Yerle birlikte evlerin biçiminden, yapımlarında kullanılan malzemeden ve çatı düzeninden başlayarak, okun arkasına tüy takma gibi becerilere, bir lehçeye ya da lehçe öbeğine, mutfak zevklerine, belirli bir teknolojiye, bir inanç yapısına, hatta pusulaya, kâğıda, matbaaya kadar uzanan çok çeşitli emtiayı, ayırıcı kültürel özellikleri yansıtmalısınız. Düzenli kümeleşme, belirli ayırıcı özelliklerin tekrarlanma sıklığı, sınırları belli bir alan içinde hep görülme durumu, bir tür zaman sürekliliğidir."


Batı dünyasında "medeniyet” terimi ilk kez Braudel’e göre Fransız İktisatçı Anne Robert-Jacques Turgot tarafından 1752’de kullanıldı (1993’ten akt. Ferguson, 2015: 28). Ancak bu kavramı İngilizceye, yazar Samuel Johnson “kibarlık” olarak tercüme ederek kullandı. Çünkü Johnson’a göre medeniyetin zıttı barbarlık olduğu için, kavramı en iyi Londra’da keyfini sürdüğü ‘kibar kent yaşamı’ açıklardı. Batı dillerinin çoğunda medeniyete denk düşen kelimelerin etimolojisi kent kökeninden gelir ve medeniyetin kahramanı kentlerdir. Medeniyet kavramını Fernand Braudel, Norbert Elias, Michel Foucault, Sigmund Freud ve Samuel Huntington üzerinden anlambilimsel olarak sorgulayan Şener Aktürk (2007: 147) en açık tanımın Elias’tan geldiğini belirtir; “Elias kavramın sosyo-genetik kaynaklarını ortaya koyarken, medeni davranış ve tavırların saray topluluklarından halkın geneline ve hatta bir ülkeden diğerine şehirli burjuvazi yoluyla yayılışında sosyo-ekonomik ve sosyo-psikolojik çerçevesini çiziyor" der.

Farklı medenileşme süreçlerinin temelinde elitlerin eğitiminde kullanılan kanonik birtakım okumaların olduğu kabul edilirse; bilim adamları, din adamları, düşünürler, mimarlar, müzisyenler ve diğer sanat ustalarından oluşan “epistemik topluluklar”ın da medeniyetin üst, orta ve nihayet alt sınıflarda yayılmasına, bazı toplumsal davranış kodlarının norm olarak kabul edilmesine, birtakım sanatsal zevklerin yerleşmesine öncülük etmeleri ve toplumun düşünsel evrenine yerleşen kavramları icat etmeleri, dolayısıyla medeniyetin aracıları hatta bir bakıma birincil özneleri sayılmaları gerekir (Aktürk, 2007: 149). Medeniyet kavramı, “civilization”ın Batı dillerinde ortaya çıkmasından dört yüzyıl önce Arapçada “medeniye” kelimesi olarak geçiyordu ve şehir anlamına geliyordu. Tam anlamıyla “şehir özelliği taşımak”, “şehir-lik” demekti (Aktürk, 2007: 167). Samuel Johnson’ın kavramı Fransızcadan İngilizceye çevirirken içeriği kent yaşamı üzerinden oluşturmasında haklı bir yön vardı.

Sait Yazıcıoğlu’na (2018) göre de "medeni" kavramı Arapçada “şehir” anlamına gelen Medine isminden Osmanlı Türkçesine "medeniyet" olarak türetilmiştir. Medeni, "şehre ait", “şehre mensup”, “şehirli” anlamına gelir, ikamet anlamları da vardır. Medeniyet kelimesi şehir hayatının ortak noktası olan sosyal, siyasal, entelektüel, kurumsal, teknik ve ekonomik alanlardaki birikim düzeyi ve fırsatları ifade eder. İnsanın tek başına karşılayamayacağı ihtiyaçlarını, dayanışma, yardımlaşma ve iş bölümüne yönelik bir hayat oluşturma düşüncesidir. Dolayısıyla şehir yaşamını açıklayan medeniyet kavramı Medine şehri ile de, içeriğini uygulamada da ispatlayan bir kelimeye dönüşmüştür.
Medeniyetin dinamikleri Reviewed by Fulya Yıldız on Temmuz 27, 2019 Rating: 5

Hiç yorum yok:

All Rights Reserved by Cover7 © 2018 - 2019
Designed by simtem

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.